Moloz taş ve tuğla sıralardan oluşan avlu cephesi, taş kapı söveleri üzerindeki kemerlerin dikine tuğla sıraları, eyvanların tuğla kemerleri ile hareketlenmiş olup, avlu cephesini üstten enine tuğla sıraları, üstündeki iki sıra testere dişi saçak frizi sınırlamıştır.
Dış cepheler ise bir sıra moloz taş ve iki sıra tuğla sıralar arasında dikine yerleştirilmiş birer tuğla ile örülmüş, bütün bu duvar dokusu kapı ve pencerelerin mermer taş söveleri ve kırık taş kemerleri ile dikey hatlar kazanmışsa da üstte beş sıra tuğla ve iki sıra testere dişi saçak frizi ile dengelenmiştir. Gene sekizgen kasnaklı kubbelerin dikeyliği, tuğla sıraları ve bir sıra testere dişi saçaklarla dengelenmiş, diğer taraftan doğu cephesinde girişe göre ilk iki mekanda birer pencere açılmış, batı cephesinde yer alan tüm mekanlarda ise kırık tuğla kemerli ve taş şebekeli birer pencere farklı bir hareket yaratmıştır.
Yapının kuzey cephesi ise, kuzey-batı ve kuzey-doğu köşelerinde birer boşluk bırakılarak, yapının bütününden taşan bir blok halinde inşa edilmiştir. Bu cephede kuzey-doğu girintisinde pencere kemerleri arasında, duvar dokusunda tuğladan aşık yolu (meandr) bordürünün yer aldığı görülür.
Moloz taş ve tuğla ile derz arasında, dolgu duvar olarak yapının ana duvarlarını meydana getirmiştir. Üst örtü sisteminde ise tamamen tuğla ve derz kullanılmıştı.
XVI. yüzyıl Klasik Osmanlı minaresinin özelliklerini aksettiren darüşşifada, yapı malzemesiyle dengeli bir süslemenin kalıntılarının tamir sırasında korunmuş olduğu anlaşılmaktadır.